Kadının var oluş özüdür, PKK

0

Axin Mahir Dicle

Kadının sömürülme hikayesi 5000 yıllık bir tarihe sahip iken, yeniden diriliş hikayesi 43 yılını bitirip, 44’üncü yılına giriyor. Kadın, ilk sömürülen sınıf, ikinci cins, eksik etek, yarım erkek… Ve daha bir sürü tanımla ile anlatılır erkek egemenlerin tarihinde, 43 yıldır ortaya koyduğu tarih ise, kapitalizm ile birlikte bir kez daha, ulus devletçiliğin  kurbanı olan kadınların diriliş hikayesini yazar.

Bir sevda kuşanıp düşer yola kadınlar, en başta parmakla sayılacak kadar az olan sayıları bugün var olan ordunun temellerini atar. Öncüdür onlar, kadının köle tarihine boyun eğmemiş tarihi yeniden yazmaya cesaret etmiş cesur kadınlardırlar. Dersim, Zilan’da, katledilen, Zarifeler, Besê’ler Rindixan’lar onlar ile yeniden yaşam bulur, Kurdistan’ın kutsal mekanlarında…

Star’dan aldıkları inanç, yüklenir omuzlarına ve bir söz verilir yarına… Zafer sözüdür bu, köleliği tarihten silecek  zaferin sözü…

PKK’nin ilk  yıllarında, kadınların sayısı oldukça azdır. Şehit Sara bu kadınlardan biridir. Bir direniş ve irade örneği olur. Bir bir bulur bu kadınlar birbirini, en başta yıkarlar feodal düzenin kadına kurduğu kalıpları. Evinden çıkamaz denen kadınlar, devrim yapmaya kalkışınca, afallar dönemin ağa ve beyleri!

Kararlıdır kadınlar, evler artık devrim sevdalarına dar gelmektedir. Onlara biçilen rol, içine girdikleri öncülük rolünü kaldıramayacak kadar küçüktür. Kabul edilmeleri o kadar kolay olmaz, mücadelenin her alanında bir direnişin sahibi olurlar. Gerilla da dahi kadının savaşabileceğine inanılmaz, savaş erkek işi olarak görülür. Ama unutulan bir şey vardı, bu savaş diğerlerine benzemiyordu, bu savaş yeni düzen yaratacaktı. Bu savaş, katliamların, işgalin değil; özgürlüğün ve umudun savaşıydı. Köleleştirme değil, özgürleştirme savaşıydı. İlk köleleştirilen kadından başka kime yakışırdı bu özgürlük savaşı.

Bundandır kadınların akın akın bu mücadelenin içine gelişi…

Bu karalılıkla yürütülen zafer ve özgürlük mücadelesinin, erk-devlet düzenine vurduğu ikinci darbe ise, sahte özgürlük anlayışına olmuştur. Özgürlük diye ortaya konulan, köleleştirmenin derinleşmesinden başka bir şey değildi. Yaratılan sözde özgürlük, sistemin bir çarkı olmaktan geçiyordu. Kadınların en büyük isyanı bunaydı. Ne bedenlerimiz ile köle olacak ne de bedenlerimiz ile özgür olacaktır. Özgürlük bundan ötesiydi ve kadınlar bu özgürlüğü kazanmaya kararlıydı. Erk egemen sistemin bir parçası olarak özgürleşmekte kadınlıktan uzaktı. Kadın olmanın koşulları vardı, kadın olmak cins olmaktan öteydi. Kadın olmak, yaşamı yaratmaktan geçerdi. Ölüm, öldürme, ölme sisteminin bir parçası olmak, kadının özüne yapılacak en büyük haksızlıktır. İktidar da birleşmek değildi kadın olmak ya da sömürü düzeni içerisinde, sömüren olmak değildir özgür kadın olmak.

Bunun alternatifi Önder APO’nun ideolojisi ile PKK’de yaratılmıştır. Bu öz bugün bütün kararlığı ile Kurdistan dağlarında, erk devlete kan kusturmaktadır. Gelinen nokta dünya kadınları PKK’de gelişen, kadın mücadelesini kendilerine örnek almaktadırlar. Öyle bu kadınların direniş, DAİŞ barbarlığını yenmekle kalmamış, Dünya’da kadın devrimi olarak tanınan Rojava Devrimi’nin yaratıcısı olmuşlardır. İnkar edilemez bir gerçekliktir bu, PKK’nin yarattığı yaşam, kadın için, gençler için, ekoloji, ekonomi, sağlık, bilim ve daha aklınıza ne geliyorsa; kapitalizmin el atıp da kirlettiği ne varsa hepsinin bir alternatifini yaratmıştır.

Sömürüsüz, savaşsız, adil, eşit ve özgür bir Dünya’nın mümkün olacağını kanıtlamıştır. Bugüne gelinmesinde en büyük etken ise, Önder APO’nun kararlılığı ve direnişi olmuştur. Önder APO’nun yarattığı özgür kadın kişiliği, PKK’nin kadın militanları karşısında somutlaşırken, özgür dağlardan Dünya’ya yayınlan bu mücadele artık sadece Kürt halkının ve kadınlarının olmaktan çıkmış, Ortadoğu’ya hatta tüm Dünya’ya yayılmıştır. Bu, kararlılık ve zafer umuduyla PKK’nin 44’üncü direniş ve zafer yılı tüm direnişçi Dünya kadınlarına ve halklarına kutlu olsun!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.