Genç Kadınlar Neden Mücadele Etmeli? – 1

0

Zerya Bagok

Faşizmin her geçen gün, çirkinleştirdiği bir toplum gerçekliği ile yüz yüzeyiz. Bundan dolayı, hayatımızda en çok yer kaplayan, sözlerden biri de mücadeledir. Mücadele kelimesinin sözlük karşılığı, direniş, çaba, savaş, uğraş, emek anlamına gelmektedir.

Sözlük anlamında da anlayabileceğimiz gibi, mücadele genç kadınlar açısından dönülmez bir yol, olması gereken bir yaşam savaşıdır. Mücadelesiz kalmak, bir kadının toplum içerisinde yaşayamayacağı, nefes almanın dışında, bahsedilecek bir yaşam olmadığı anlamına gelmektedir. Neden diye soracak olursak, mücadele bir kadının en doğal hakkı olan yaşam hakkı kadar gereklidir çünkü içinden geçtiğimiz yüzyılda erk egemen sistem her gününü, her dakikasını kadınları toplumun alt sınıfı olarak yaşatmayı hedef almaktadır. Tabii sadece bir sınıf savaşı değildir kadınların mücadelesi, en başta da dediğimiz gibi bir yaşam kavgasıdır.


 

En başta sorduğumuz sorudan devam edelim. Genç Kadınları Neden Mücadele Etmeli?

Mücadelenin tanımını yaptık, şimdi de neden genç kadınlar dediğimizi ortaya koymak gerekiyor. Dünya genelinde kadınların, halkların, azınlıkların verdiği bir kimlik mücadelesi vardır. Ve insanları kendine göre kimlikleştirip, öteki kılan bir sistem vardır. Bu sistem içerisinde, insanlar, maddi durumları ve konumlarından kaynaklı, sınıflara ayrılıyor bu sınıflara göre kimlikler veriliyor. İşte böylesi bir zamanda yaşıyoruz, bu zamanlarda genç kadınlara biçilecek en iyi kimlik, mücadeleci bir kimliktir. Çünkü onlar hem genç olmanın hem de kadın olmanın vermiş olduğu zorluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Erk egemen sistemden bahsederken, aynı zamanda bir aristokrat kesimin bu zihniyeti taşıdığını unutmamak gerek, aristokrat kesimin yaklaşımı ise gençliğine karşı, jerantokrat bir yaklaşımından öteye gitmemektedir. Jerantokrat dediğimiz yaklaşım ise, gençliği tecrübesiz, bilgisiz hatta, yetersiz görmenin yanı sıra, düşünsel, fiziksel olarak sömürmeyi esas almaktadır. Düşünemeyen bir gençlik, sistemin yaşaması için, mihenk taşı niteliği taşımaktadır. Düşünmemek, bir yerde muhalefet olamamaktır, muhalefetin olmaması ise, sistemi yaşatanlar için bir avantajdır. Bu yüzden de, fikirsel ve fiziksel olarak hakimiyet altına alınan, libarel bir gençlik, bugünü ve yarını hakimiyet altına alınmış bir toplum anlamını taşımaktadır.

Kadın olmak ise, başlı başına küçük düşürücü, eksik, yarım anlamlarına büründürülmektedir. Oysa kadın bir toplumun şekillenmesinde öncü rolü oynamakla kalmaz, belirleyici olmaktadır. Ama sistem tarafından ya sahte özgürlük anlayışları ya da sözde ahlak adı altında, katledilmek, yok sayılmağa mahkum edilmiştir. Bunun karşısında duracak olan kadınların, aslında toplumun öncüsü olacak ve toplumu değiştirecek güce sahip olduğu bilinir, bundandır kadının öteki kılınması…

Genç kadınlara biçilen kimlik bu iken, var olan asıl kimlik ise, mücadelenin vazgeçilmez bir dinamiği olduğudur. Aslında, toplumun değişimi ve dönüşümü için, birincil dereceden bir role sahip olduğu gerçeğidir. Bu yüzden kadınca nefes almak, hele birde genç kadınv iken bunu yapmak adete sistemin şah damarını kesmektir.

Bunun içinde mücadele denildiğinde aklan ilk gelen genç kadınlar olmalıdır.

Peki Genç Kadınlar Neden Mücadele Etmelidir?

Genç kadınlar, yaşama, öğrenme, eğitim, öz savunma, sağlık hakları için mücadele etmelidir. Öyle ki yok sayılan kimliklerini kazanmak için mücadele etmelidir. Genç kadınlar mücadele nedenlerini bir bir sıralayalım şimdi;

  • Tecavüz, şiddet ve tacize karşı
  • Her alanda eşit hak ve mücadelelere sahip olmak için
  • Ülkesinin özgürlüğü, kadın özgürlüğünden geçtiği için
  • Özel savaş ile, sistemin birer kölesi haline getirilmeye çalışıldığı için
  • Kendini bulabilmek, kendi olabilmek için…

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.