9 Ocak 2013 – Paris Katliamı

0

Axin Mahir Dicle

9 Ocak 2013’te Paris’te gerçekleşen, katliamın sorumlusu gladio ve derin devlettir. Maşaları ise, AKP yönetimi ve onun faşist şefi Erdoğan’dır. Bu durum su götürmez bir gerçektir. 9 Ocak günü katledilen 3 devrimci kadının da Kurdistan kadın mücadelesine öncülük ettikleri için ve taşıdıkları kimlik doğrultusunda hedef alınan kadınlardır.

Şehit Sara (Sakine Cansız) henüz çok genç yaşlarda Kurdistan Özgürlük Hareketi ve Önder APO’yla tanışır, dönemin feodal düzeninden kopuşu gerçekleştirerek, mücadele hayatına girer. 12 Eylül darbesi döneminde esir düşerek Amed Zindanında kalır.

Şehit Sara, PKK’nin ilk kadın kadrolarından olmakla kalmaz, PKK’de gelişen kadın özgürlük mücadelesinde direniş ve mücadele çizgisi olur. Öyle ki tasfiyeciliğe, ihanete, düşman baskılarına boyun eğmediği gibi,  Amed Zindan’ında gördüğü işkencelere karşı, “Haklı bir davanın militanı olarak ‘Ah’ demeye utandım” der.

Şehit Sara, direnişi ile Dersim topraklarının kızıl saçlı tanrıçası olur. Katliamın yapıldığı yıl, Önder APO’yla görüşmeler yapılmakta, sözde Kürt sorununu çözme çabasında olan katil Türk devletini ve onun akıl hocalarının verdiği mesaj ise şudur; “Eğer Sara’lar ve nicelerinin geliştirdiği direniş çizgisinden vazgeçerseniz, bizim denetimimize girer iseniz, sizleri kabul ederiz.”

Katledilen bir diğer isim olan Şehit Rojbin (Fidan Doğan), özgür kadın çizgisinin siyasetteki temsilidir. Gençlik ve kadın alanlarında çalışan Şehit Rojbin, 2002 yılı ve sonrasında Avrupa’daki diplomasi faaliyetleri çalışmasında yer alıyordu. Katledildiği zaman ise, Kürdistan Ulusal Kongresi üyelerinden olan Şehit Rojbin, kuruluşun Paris temsilciliğini yürütüyordu. Şehit Rojbin’in katledilişi ile verilen mesaj açıktır, Kürt kadının siyasi mücadele de yetkili olması, gladio ve onla bağlantılı güçler tarafından kabul edilmemektedir. İrade olan kadın, sisteme en büyük darbe olduğu için, tehlike olarak görülmektedir.

Gençlik çalışmalarında yer alan, Şehit Ronahî (Leyla Şaylemez), genç kadının temsil ettiği için hedef alınmıştır. Önder APO, “Genç başladık, genç bitireceğiz’ demektedir. Gençlik her zaman özgürlük hareketinin öncüsü olmuştur. Bu temelde, devrimci bir genç kadın olmak dahi, faşist sistemi rahatsız etmeye yetmektedir. Bundan kaynaklı, Şehit Ronahî’nin katledilmesi adeta mücadele eden gençliğe bir darbedir.

3 kadın devrimcinin katledilmesi, gladionun bir planı olmakla birlikte, onay vereni faşist şef Erdoğan, uygulayanı MİT olmuştur. Önder APO 2015’te gerçekleşen görüşmesinde Paris Katliamı ile ilgili şunları dile getiriyor; “Sakine benim burada masaya oturduğumu duyunca ayağa fırlayıp olumlamış, çok güzel demiş ve destek vermiş bir arkadaştı. Onun için hedef seçildi. Sakine’lerin olayı öyle bir kırılma noktası ki, Türkiye’de 19 Mayıs kadar önemli. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi kadar, İkinci Mahmut’un Yeniçeri Ocağını lağvetmesi kadar önemlidir. 27 Mayıs, 12 Mart darbeleri kadar da önemlidir. Bundan sonra 9 Ocak tarihi de bizim açımızdan önemli bir tarih olacaktır.

Ben burada katliamın, darbenin siyasi içeriğini açıklıyorum. Hakan Fidan’la elli toplantı yaptıysak hepsinde bir olay önümüze geldi. Çıplak aramalardan, tecavüzlerden, KCK operasyonlarından Roboski’ye kadar böyle değerlendirmek lazım. Şimdi bu Sakine’lerin olayında ortada belgeler olmasına rağmen, ben benimle görüşme yapan heyetin bunu hayata geçirdiğine inanmıyorum. Benim analitik değerlendirmemin önemsenmesi gerekir. Ben neden inanmıyorum, beni sorgulayın. Velev ki Erdoğan’ın bu cinayetten haberi, hatta onayı var. MİT onayından geçmiş de olabilir. Ama benim görüştüğüm yetkililer, imzaları da olsa, onayları da olsa, belgeleri de olsa bu onların kararı değildir. Bu tarihi bir tespittir. Benim siyaset yapma tarzım böyledir. CİA ve Gladio üzerinden Washington merkezli bir komplodur. Benim tarih bilincim var, derin devlet gerçeğini iyi biliyorum. Lobiler Anadolu’yu ele geçirme planı çerçevesinde 60 yıldır her türlü şeyi yapıyorlar. Kendi Cumhurbaşkanını, Başbakanını bile götüren bir yapı var içerde.”

Planlı programlı gerçekleştirilen bu katliam, Kürt kadının ve halkının ortaya koymuş olduğu ‘Yeniden Diriliş’ direnişine vurulmak istenen bir darbedir. Lakin Kürt halkı ve kadınları, 3 devrimci kadının cenazesi Amed’e getirildiğinde gereken cevabı vermiştir. Hınca hınç dolu bir meydan da omuzlar üzerinde uğurlanan bu 3 devrimci kadın, Kürt halkının işgal saldırılarına en büyük cevabı vermiştir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.