Viyanca Yaşamak, Viyanca Sevmek

0

Viyan Amed

Şehit Viyan Soran diğer adıyla, Leyla Walî Hüseyin, 1981 yılında Süleymaniye’de dünyaya gelir. Güney Kürdistan’ın en büyük aşiretlerinden, Caf aşiretinden olan Viyan Soran, genç yaşta Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni tanır. Özgür yaşam arayışıyla mücadele yolunu seçerek 1997’de kız kardeşiyle birlikte gerilla saflarına katılır. Ailesi Viyan’ı geri getirmek için birçok defa uğraşır. PKK’liler de ailesine “Katılmak kızınızın özgür iradesi, bu biz karar veremeyiz. Kendisine sorun. Eğer isterse sizinle geri gidebilir” der. Viyan ailesiyle görüşür ve onlara şu cevabı verir: “Hiçbir şekilde geri dönmeyeceğim. Gideceğim yerde özgürlük isteğimi yerine getireceğim.”

Bir süre dağda kaldıktan sonra Güney Kürdistan’da toplumsal çalışmalar yürüttükten sonra 2004’te PKK’nin yeniden inşa komitesine seçilir, HPG ve YJA Star’da da komutan olarak görev yürütür.

Viyan Soran, Önder APO şahsında Kürt halkına yönelik uluslararası komplo ve PKK’ye yönelik tasfiye girişimlerini protesto etmek için 2006 yılında, 1 Şubat’ı 2 Şubat’a bağlayan gece, Heftanîn’de bedenini ateşe vererek tarihi eylemini gerçekleştirir.

Viyan Soran, eyleminin amacını anlatan mektuplar ardında bırakır. O mektupların Önder APO için yazılanında ise ‘İmralı Adası etrafındaki mumlar içinde bir mum olmak istiyorum’ yazar.

Viyan Soran, Önder APO’ya yazdığı mektubunda şöyle der:

“Karanlık gecelerin aydınlığı Başkan Apo’ya;

Senin ismini duyduğum ve tanıdığım günden beri yaşamı hissediyor, kim olduğumu ve nasıl yaşamam gerektiğini biliyorum. Yani fikirlerin beni bana tanıttı ve anlamlı yaşamayı öğretti. Özgürlüğün alfabesini bana öğrettin. Senin okulunda zorlanmalar yaşamışsam da hiçbir gün ikirciklik yaşamadım ve pişman olmadım. Çünkü ben okulunda anlamın, düşüncenin ve insanın gücünü keşfettim. Çok az da anladım ki, mümkün olmayan hiçbir şey yoktur. Ama insanın amacında ciddi olması, ona inanması ve ona ulaşması şartıyla. Bir kadın ve bir Kürt olarak özgürlük bana amaç oldu ve bu amaca yürekten inandım. Bunun için hasretle bir anlığına da olsa seni yakından görmek, kucaklamak, omzunda nefes almak sonra da özgürlük, kadın ve halkıma ilişkin yüreğimdekileri seninle tartışmayı isterdim.”

Şehit Viyan, hakikate ulaşmak adına kanatlarının yanmasını göze alarak, yürüdü ateşe, sevginin en yücesini yaşadı ve yaşattı Kurdistan dağlarında… Ardından Viyanlar geldi, onun cesaretini yol bildiler ve bilmeye devam ediyorlar. Kadınların bir irade olarak var olabileceğinin, hiçbir feodal düzenin kadının iradesini yok edemeyeceğinin kanıtıdır, Şehit Viyan’ın mücadelesi.

Viyan’dır, Leyla’dır, Kürt kadının direniş halidir yaşamı. Önder APO’ya olan bağlılığı, özgürlüğe olan aşkı, Kurdistan’ın hasret kaldığı özgürlüğü adına, yaşar, savaşır… Bir can düşmez sadece toprağa Viyan’la birlikte bir tohum düşer, özgür dağlara… Bu tohum yetişmiş bir ormana dönmüştür, Kurdistan dağlarından başlayan bu orman şimdi Dünya’nın her yanındadır. Kadınlar borçludur, ateşe yürüyen kelebeklere, kadınlar borçludur yaşamlarını bu kadınların cesaretine.

Bu cesarete verilecek tek cevap vardır, oda Zafer’dir. Korkmadan yürümek ateşlere, yaşamı yeniden yaratmak adına bir anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmanın zamanıdır şimdi…

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.