ÖZGÜR YAŞAMLA DİYALOGLAR – Kadın Devrimi En Gelişkin Sosyal Devrimdir

0

ÖNDER APO

Kod Adı: Rotinda
Adı Soyadı: Aynur Artan
Doğum Yeri ve Tarihi: Elazığ, Aslen Bingöl-Yeni köylü …
Mücadeleye Katılım Tarihi: 1993-Amed
Şahadet Tarihi ve Yeri: 25 Ekim 1998-Midyat Cezaevi

Sevginin kaynağını biz doğru açıkladığımız gibi zayıflığa götüren duyguyu -ki herhalde buna sevgi diyorsunuz- da çözümledik. Ucuz duygular dediğimiz, sempatiler dediğimiz olayı, kazanılmış sevgiyle karıştırmayın. Sevgi, sosyal, siyasal bir olay, sempati ise, fiziksel, güdüsel bir olaydır. Güdüleri yaşamakta ısrar etmek tabii ki zayıflığa yol açar ve hatta çok ilkel kalırsın. Ama sevgiyi boyutlandırırsan, yüksek bir insanileşme görürsün, ki o da sosyal, siyasal gelişmeyle mümkündür.

PKK çözümünde, Önderlik çözümünde basit duygulara, sempatilere yer vermemesi, kendine çok katı bir muhafazakarlık çizgisi uygulaması, bahsettiğimiz zaafa düşmemek, zayıflığa yol açmamak içindir. Burada Önderlik çok muhafazakardır. Ama daha sonra sosyalleşmeye, siyasallaşmaya götüren sevgiyi yakaladığında da olağanüstü bir sevgilidir. Bu ayrımı çok iyi görmeniz gerekirdi. Bundan sonra gelinen düzey bayramdır. Neyin bayramıdır bu? Özgürlüğün bayramı! Nedir bu özgürlük? Kördüğümü çözmüş, özellikle düşkünleştiren gücü yüceltmeye dönüştürmüş, kaba yaklaşımı, çirkin yaklaşımı yüceltmiş güzelleştirmiştir. Benim yaşadığım bayram bu. Vatana bağlanmışım, halka bağlanmışım, bu kördüğümü parçalayarak kadını da, erkeği de bağlamışım. Bayram bu!
Net konuşuyorum, umarım bundan sonraki tartışmalarda geriden bir anlatım durumunda kalmazsınız. Hiç kimse bunu çok sığ, dedikodulu olduğu kadar da kendini ucuz kurtarma, bireysel beklentilerle geriletmemelidir. Yine sözüm ona Önderliğin çarpıtılmasına da kimse aldanmamalıdır. Bu konuda bir devrim yapılmıştır, sonuçlarını da paylaşmayı bilmeliyiz. Gerçekten bu bir devrimdir, askeri, sosyal ve örgütsel yönleri de kesindir. Hiç kimse bunları bir tarafa iterek “gel, Önderlik sevgi yolunu böyle açtı, biz de sevişelim, hatta şöyle ilişkilerde bulunalım” diyemez. Bu, yapılabilecek en büyük ikiyüzlülüktür. Önderliğin olağanüstü siyasal, askeri, örgütsel gücü paylaşılmadan, ona destek ve katkı sunmadan, kim ki sevgi devriminde, cinsel özgürlükte “gel şöyle yaşayalım, böyle yaşayalım” diyorsa, o en büyük tehlikedir. Bu bir güçlenme meselesidir, bir kurtuluş meselesidir. Ancak bu düzeyi yakalayanlar hak kazanır. Ben bu kadar açık konuşuyorum. Sanırım hiç kimse kolay kolay aldatıcı olamayacaktır.

Evet heval Rotinda?

Rotinda: Başkanım, saflarda bulunduğumuz süreç içinde bize hep şu söylenirdi: “Önderliğe dua edin, dua edin ki Önderlik vardır, yoksa sizi bir dakika bile saflarda tutmayız.” Bu bağlamda ben şunu sormak istiyorum: Bizler kadın olarak PKK içerisinde Önderlik gerçeğini ne kadar zorluyoruz? Bununla bağlantılı olarak varolan egemen sınıf, Önderlik gerçeğinin bu gücünü ne anlamda kullanıyor?

– Bunu söyleyenler hiç şüphesiz, feodal, burjuva etkiyi yaşatmak isteyenlerdir ve kendilerine göre de haklılar. Çünkü o anlayışa göre, kadın bir gün bile tutulmaz. Nasıl tutulur? Herkes el koyacağına el koyar, istediği gibi kullanır. Önderlik olmasaydı böyle olacaktı. Adamlar fiziki, siyasi olarak güçlüdürler. Kesinlikle sizleri istedikleri kalıba da sokarlardı, ama Önderlik gerçekten bu konuda kadın özgürlüğü için de hem ilkeli hem de yaman bir savaşçı olduğu için, bu tutum sahipleri buna fırsat bulamıyor, diş geçiremiyorlar, öfkeleri de gittikçe artıyor.
Tabii benim de inatçı bir savaşımım var, bu konularda çok cesur birisiyim. Adamın karısı bile varsa, “bu kadını böyle kullanamazsın, senin karın bile olsa elinden alacağım, kadını kandırmışsın, ya maddi gücünle, ya fiziki gücünle ezmişsin fukarayı” diyorum. Bu tabii o adamı allak bullak ediyor. En kutsal namus bildiği karısıdır, o da sallantıda. Tabii ki bu erkekler Önderliğe öfke duyacaklar. Ama benim özgürlük anlayışıma göre, böyle kadın almaların hepsi sakat. Kaldı ki kadın da zavallı bir duruma getirilmiş. Ben o erkeklerin ellerindeki kadınlara bakıyorum, Allah kimsenin başına bunu getirmesin diyorum. Ve kendim için de işkenceli bir ilişkiyi, bu tarz bir ilişki olarak görüyorum. Onların çok hoşuna giden, benim için nefret edilirdir.

Dikkat edeceksiniz, bir gün bile yaşatmak istemeyen anlayış nedir, kimin anlayışıdır, bunu niçin böyle dayatıyorlar? Kendinizi koruyabilmek için değerlendirmeli ve kendinizi sürekli güçlü tutmalısınız. Ben kadının o kadar yük olduğuna da inanmıyorum. Kendinizi öyle “Önderliğe ne kadar yük oluyoruz” gibi değerlendirmenizi de sorumsuz bir değerlendirme olarak görüyorum. Az çok PKK’yi tanıyan bir kadın yük değildir. Eğer öznel amaçları yoksa, gerici biri değilse, tamamen ağır yükü paylaşan kişidir. Kadının özgürlüğünü esas alan çok değerlidir. Neden yük olsun veya neden bir gün parti içinde tutulmasın? Bu anlayışı çok tehlikeli buluyorum.

Kendini yük gibi gören, öyle kılan kadını da çok kötü görüyorum. Artık bunları aşmalıyız. Kadının bir yaşam kaynağı olduğu her erkek tarafından anlaşılmak kadar, öyle güce, yetkisine dayanarak da -ben olsam da olmasam da- “yaşatmam” demesini çok aşağılık ve tehlikeli buluyorum. Kadın ordulaşması, özellikle bu anlayışa karşı büyük direnç göstermeli, ilkeli bir savaşı yürütmelidir. Başka türlü de bu işin üstesinden gelinmez. Eğer erkek bunu söylüyorsa, örgütlü olduğu içindir, yetkiyi elinde bulundurduğu içindir. O halde size de çok gerekli olan, örgüttür ve onun yetkisidir. Örgütlenin, yetkiyi kazanın ve bu tehlikeye karşı da gereken cevabı verin.

Neden duruyorsunuz? Neden halen bireysellikte ısrarlısınız? Neden ordulaşmanıza saygıyla yaklaşmıyorsunuz? Neden ilkelerinizi peşi sıra Amentü gibi, manifesto gibi belletmiyorsunuz? O zaman yirmi dört saatte parti içinde kalmamayı ve kovulmayı, hep ağırlık teşkil eden, hor bakılan birisi olarak görülmeyi hak edersiniz. Bunun için örgüt çok gerekli size, bu duruma düşmemek, fırsat vermemek için silah, bilinç, ideoloji, onun örgütlenmesi çok çok önemlidir. Varsa kendinize saygınız, parti içinde en örgütlü, en ilkelere dikkat eden bir ordu, bir ordu gücü olarak kendinizi titizce değerlendirmeli ve erkeğin olası çok tehlikeli olumsuz yaklaşımlarını da aşacak gücü, bu örgüte dayanarak gösterebilmelisiniz. Başka kurtuluş yolu yoktur.

Kadın Önce Kendisinin Olmalıdır

Önderlik gösterisini, önderlik tedbirini aldım. Ama yine çok ilkeli ve çok çabalı hareket ediyor. Aslında kadınla yine çok ilgili. Düşünün yani, mallaştırma temelinde kabul etmiyor, ama bütün kadınları benimseyecek kadar bir yaklaşımı geliştiriyor. Kazanacaksam bütün kadınları kazanmalıyım. Çok ilkeli bir tutum ve oldukça da buna bağlı kalma var. Ama unutmayın ki, sizin şimdiye kadar, dönemler de dahil, bütün kadınları benimseme gibi bir duygunuz yoktur, hatta tepki duymanız, baştan savmanız daha belirgin bir durum. İlgileriniz çok ilkel, güdüsel ve erkek egemenliklidir. Tabii kızların da bu konudaki darlığı çok daha fazladır. Baştan beri, bu ilişki böyle olmaz dedim. Tabii o zaman fazla gücüm yoktu, daha sonra güçlendikçe bu ilişkiye yüklendik.

Kadın önce kendisinin olmalıdır, şunun bunun malı olmamalıdır. Mesela şu anda ilişkilerde gelişme nasıl olabilir diye düşünüyorum. Aşkın tanımını da yapıyorum, bağlılıkların tanımını da yapıyorum ve kesinlikle bunu küçümsemeyin. Mahvolursunuz veya varsa iyi nitelikleriniz heba olur gider. Önderlik gelişmesinde büyük bir olay, büyük bir savaş, büyük bir prensip, büyük bir adım, büyük bir estetik yaklaşım. Halen hatırlıyorum, bizim birçok yaşlanmış arkadaşımız “yahu, kadınsız yaşanır mı” falan diyor, doğru da. Hatta bir arkadaşımı hatırlıyorum, Mao’dan bir alıntının altını çizmişti “Kadınsız yaşanılmaz.” Bir alıntı, sanıyorum bana hatırlatmak istemişti veya bana karşı ileri sürmek istiyor. Peki, “kadınla nasıl yaşayacaksın” dediğimde de sesi çıkmıyor.

Ben bu yaşıma gelmişim, nasıl yaşanılacağını öğrenmeye çalışıyorum. Bizimki kapacak kadını, tabii önünde beni engel gördüğü için böyle ilkeyi demagojik olarak önüme sürüyor. Kabul edebileceğim bir yaşantı biçimini geliştir dedim. Çok sabırlı kadın ilişkisini geliştirmeli, onun için çok zordur, dikkat edin. Halen bu haldeyim. Hata yapsam büyük bir kölelik devrimine bulaşmış olacağız. Devrimimizin büyük bir ilkesine ihanet edeceğiz. Gereklerini yerine getirirsek büyük savaş yürüteceğiz.

Kadın devrimi, en gelişkin sosyal devrimdir. En köklü, en eski ve belki de en kapsamlı devrimdir. Bu konuda ilkeli olmazsak diğerlerinin durumuna düşeriz. Size bu devrimi dayatsak, aklınıza, hafızalarınıza sığmaz. Kadınsız veya kadın erkek ilişkisi olmadan yaşam olmaz, fakat devrimsiz de olmaz. Devrime karşı ikiyüzlülük, bizim için bitmek demektir. Zaten toplumsal gerçekliğimiz şunu gösteriyor ki, geleneksel ilişkiyi geliştirdik mi bittik, bitirilmişiz demektir. Düşman zaten bu son faşistleştirme döneminde de bütün Kürdistan’ı bu gelenek içinde boğmak istedi. Bir o, bir de gelişmek gerekiyor; kadınla nasıl ilişki kurulabilir diye erkeği bütün yönleriyle geliştirmek gerekiyor. Şu anda hangi erkeğimize kadınla şöyle ilişki geliştir desek, size açık söylüyorum, ben bundan korkuyorum. Kendimden bile korkuyorum, çok tuhaf değil mi?

Tabii bir de evde kalmış kız-erkek psikolojisi bizi mahvetti. Bütün raporları inceliyorum, tepkilerin bu yönlü olduğunu yavaş yavaş açığa vuruyorlar. Yani kendinizi böyle adam, kadın diye kanıtlayacağınıza mezara girseniz daha iyi. Bir Önderlik ilkesi de budur. Toplumların büyük gelişiminde de böyledir. Çocuk hayırlı bir iş yapıncaya kadar veya büyük bir canavar vuruncaya kadar adını koymazlarmış, on yedisine kadar böyleymiş. Evlilikte de böyle olaylar var. Bu ilk insanları beğenmiyorsunuz ama bana bayağı saygılı geliyor. Kendi rüştünü, yiğitliğini kanıtlamayana evlilik hakkı tanınmıyor. Zaten köleleştirildikten sonra da hiç tanınmıyor. Özgürleşmeyle ilişkili ve bağlantılıdır. Bu konularda sorun derin ama biz çok köklü bir devrimle karşılık vermek istiyoruz; bastırmayalım, güdülere esir olmayalım. Kadın ilişkisini veya kadın erkek ilişkisindeki anlamlı, güzel olanı, çok iyi anlamaya, yakalamaya çalışalım. Bunun da müthiş bir savaş işi olduğunu asla göz ardı etmeyelim.
Anlaşılıyor değil mi? Bunu çok yadırgıyor musunuz? Kızlar ne diyor? Açık olun, karşımızda cesur olun. Ne ucuzundan bağlanın ne de arkamdan komplo kurun. Evet heval, ne diyorsun? İsmin neydi?

Ro.: Rotinda Başkanım.

– Nedir senin söylemek istediğin? Yeni düşünceler.

Ro.: Başkanım, çok çözümlemede de konulmuş. Şunu vurgulamak gerekiyor: Başta özgürlük adına, özgürlükten yoksunluktan dolayı, bir sevgisizlik söz konusu aslında. Önderliğin ilk kez bir kıza yaklaşımı da, ona okuma yazma öğretme istemidir ve halen de bunu yaşamakta. Yani en temel sorunlardan birisi. Önderliğin de halen özgürleşme öğretisini vermesini getiriyor.

– Siz neyi yaşıyorsunuz?

Ro.: Bizler geçmişi, yani halen düzenin etkisini üzerimizden atamamış durumdayız.

– Kadının başına ne gelecek, kaderi ne olacak? Kölecilik duygusunu bir türlü aşamamışsınız.
Ro.: Yani şu da var: Önderliğin köleliğe yaklaşımına baktığımızda ta çocukluktan itibaren kız çocuğunu kendi oyununa çekmek istiyor, onunla birlikte bazı şeyleri oluşturmak istiyor. Yalnız burada…

– Önderliksel gelişmenin bu yönü de biraz bu çerçevede gelişiyor. Dikkat ederseniz, burada gerçekten tutarlı olmaya, özgür kalmaya çok özen gösterdik. Bu kadar gelişebiliyor. Bir kadının kimliğini ortaya çıkarabilmek, Kürt halkını yaratmaktan daha zor geldi bana. Namuslu Kürt erkeğini tanımlamayı bilmek, yine benim için çok zor. Adam olmak kolay değil. Siz bu erkekliğinizi gördükçe, şimdi hayıflanıyorsunuz. Bu iyi bir gelişmedir.

Düşünün yani, kuş bile önce bir yuva yeri bulur ki eller uzanmasın. Dağlara bakarsanız, bunun örnekleri doludur, görebilirsiniz. Hatta tüm yaratıklarda bu var. Bizim insanımızda ise, düşman elini sonuna kadar yuvasına, her şeyine uzatıyor, buna rağmen diyor ki, “ben evleneceğim, yuva kuracağım.” Buna kuşlar bile anlam veremez. Senin o kuracağın yuvaya düşman yirmi dört saatte ulaşır. Açık söylüyorum, bu bir abartma değil, gerçektir. Bağımsızlık savaşının senin evliliğinle ne kadar ilişkili olduğu anlaşılıyor. Anlamasan evlenemezsin, evlilik için kutsal bir yuva gerekir diyelim. O da yok. Düşman ardına gelsin, o geneleve döner. Bu evlilikten ne anladın o zaman. İlişkide kutsallık yok, hakimiyet yok, zaten içerik de yok ki yaşayasın. Bana göre size yaptığım en büyük iyilik, sizi bu baş belası durumdan kurtarmaktır.

Avrupalılar bile şimdi kendilerini yirmi-otuz yaşlarına kadar bundan kurtarmaya çalışıyorlar. Evlilik kurumu çok ciddi tartışılıyor, halbuki onların böyle sorunları yoktur. Ev kutsiyetleri vardır, mal mülk dokunulmazlığı son derece gelişmiştir, ama buna rağmen çok büyük tepkiler vardır.

Kadın erkek birlikte bu işte yer almalı, fakat asla ilkesiz olmamalı. Ve şimdi bunun büyük savaşımı içindeyiz; bu savaş gereklidir. Bu savaşı çözmeden ne adam olabiliriz, ne kadın. Kadının da kesinlikle değerli bir varlık olabileceğine inanmalıyız. Egemen anlayışın üzerinde her türlü deneye izin verdiği kadın bizi küçültür. Bence ilk bakışta bile bunu yakıştırmamalıyız kendimize. Bu bizi gerçek kahramanlık özelliklerinden kopartır.
Kadını büyük bir geliştirmeye tabi tutmadan sevgi hakkınızın doğamayacağını bilin. Öz iradesine, öz düşüncesine, seçim tercihine ulaşmamış bir kadınla ilişki arayışı içinde olmak, köleliğe ortak olmaktır. Zayıfta kuvvet aramak demektir. Savaşçılıkta, kahramanlıkta bu durum kesinlikle çok darbe yeme anlamına geliyor. Namus anlayışı burada kendimize mal ettiğimiz sınırlar dahilinde ele alınmamalı, tam tersine ne kadar özgürleştirirsek o kadar namuslu olduğumuz biçiminde bir başkalaşıma, bir dönüşen namus anlayışına ulaşmalıyız. Açık söyleyeyim, ben bir kadını ne kadar iradeli ve tercihini yapabilen, kendisinin olmayı bilen, kolay boyun eğmeyen, beğenmeyen bir konuma getirdiğimde veya buna yol açtığımda biraz iyi birisi olduğuma hükmediyorum. Yoksa kendime bile ucuz bağladığımda nefret ediyorum. Bu şimdi çok önemli, karşıdaki öznenin kendine hükmetmesi, kendi kararını vermesi çok önemli. Aksi halde sevgi gelişmez, malı kucağında bulursun.

Düşünün yani, o temelde bir dört duvar arasına girdiniz. Bütün gücünüzü bir haftada yitirdiniz. Kadın zaten çaresiz, erkek de zaten çok zayıflamış veya boyun eğdirilmiş, intikamını alırcasına kadına yüklenir. Kürt erkeği kesinlikle böyle kaybediyor. İmkanım olsaydı da, bunun romanını yazabilseydim diyorum sıkça. Şimdi sizi böyle kaybetmek istemiyorum. Kadın bana göre çok güzelleştirilebilir. Erkekten daha fazla güç kaynağı haline dönüştürülebilir, son derece çekici kılınabilir. Bu duruma gelmeyince, ilişkilerin de fazla anlamının olmayacağını söyleyebilir. Bu anlamda bir aşk gelişimi söz konusu oluyor. Zordur fakat, tek çıkış yolumuz budur.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.