Özgür Yaşamla Diyaloglar – Kendini Kolay Unutturmayacak Bir Deniz Olarak Hatırlatacaksın

0

Kod Adı: Deniz

Adı Soyadı:  Neriman Karakuş

Doğum Tarihi ve Yeri: 1975 Antep

Anne Adı: Fatma

Baba Adı:  Nehsen

Öğrenim Durumu:  İlkokul

Mücadeleye Katılım Tarihi: 1995

Şahadet Tarihi ve Yeri:  11 Haziran 1999 / Zagros

Görevi: YAJK Bölge Yönetimi

 

Şehit Deniz: Adım Deniz. 1975, Antep doğumluyum. ’95’te partiye katıldım. Kısa bir süre sonra bu sahaya geldim. Yaklaşık iki buçuk yıldır bu sahadayım. Ülkeye gitmeye hazırım.

– Hemen hemen nefesin kesilecek Deniz. Doğduğunda mı, denizde mi adını koydular? Niye Deniz?

Şehit Deniz: Deniz Gezmiş’ten almak istedim.

– O, buradaki adın. Eski adın ayrı. Peki Deniz, seninle de biraz uğraştık. “Savaşa geliyorum” dedin, ama sanırım fiziki olarak bile…

Şehit Deniz: Başkanım, fiziki olarak zayıflık var, ama aşabilirim.

– Sonra gidip enkaz haline gelmeyesin.

Şehit Deniz: Hayır Başkanım.

– Antepliydin değil mi? Tamam Haki gibi; o Haki, sen Deniz. Dayanırım diyorsun. Aslında senin güçlenmen için, seni dağla çarpıştırmak gerekiyor. Bu kişiliğin, sallapati bir kişilik. Dağla çarpışmak savaşladır, aynı zamanla da örgütledir, sert coğrafyayladır. Ya çürük olmadığın ortaya çıkar sağlamlaşırsın ya da tuzla buz olursun Deniz, oldu mu?

Şehit Deniz: Oldu Başkanım.

– Nasıl yani, tuzla buz olmak da mı var?

Şehit Deniz: Hayır, kesinlikle Başkanım.

– Yeniden yaratılmaya senin de ihtiyacın var.

Şehit Deniz: Bu da dağlarda olacaktır.

– Mümkündür. Fakat diğer dağcıların yaptığı gibi olmayacaksın.

Şehit Deniz: Başkanım, eski pratikler acılıydı. Bir ders çıkarma da oldu. Kesinlikle bir daha öyle olmayacağım. Öyle olmamak için ayaklarımı biraz yere basmaya çalıştım. Çünkü ayaklarım oldukça havadaydı. Hayalci yaklaşımlarım vardı.

– Hayalciden de öteye, bir ruh gibiydin. Seni sadece hediyelik olarak buraya göndermiştiler. Hediyelik derken; “vatana gitsin kurban olsun” diye göndermişlerdi demek istiyorum. Kurban olmaya değil, kurban ettirmeye gitmeliyiz. Deniz, anlaşıldı mı?

Şehit Deniz: Anlaşılıyor Başkanım.

– Şimdi, heyecanı bırak. Bu heyecanın hepsi bundan sonra geçer. Biz, senin için üzerimize düşeni yaptık. Sen de bizi, “erkenden öldü, gitti” gibi bir emek kaybıyla karşı karşıya bırakmazsın.

Şehit Deniz: Başkanım, hiçbir zaman olmayacak. Önderliğin yoğun emeği var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağım.

– Baban da bunu bekliyor. Biz hiçbir kızı, hiçbir yere bilinçsiz, donanımsız göndermeyiz. Yaşın kaç oldu?

Şehit Deniz: Yirmi üç.

– Tam zamanıdır. Okuma durumun.

Şehit Deniz: İlkokul.

– Ama teoriyi öğrendin.

Şehit Deniz: Öğrendim.

– İsteklisin son derece.

Şehit Deniz: Başkanım, çok istekliyim, çok yoğunlaştım.

– Fakat bunun hayali yerine, gerçeğini esas alalım. Seni artık öğrendiklerinle baş başa bırakıyorum. Çok heyecanlısın, heyecanını imtihanını verirken giderirsin. Bu temelde, kendini kolay unutturmayacak bir Deniz olarak hatırlatacaksın. Senin için de sözleşme bu çerçevede geçerli.

Şehit Deniz: Verilen emekleri hiçbir zaman unutmayacağım Başkanım.

– Unutmamanın karşılığı, kolay ölmemek kadar, yaşarken yük olmamak ve mutlaka olduğun yerde emeklerin karşılığını biraz vermek olmalı.

Şehit Deniz: Pratiğimle bunu ispatlamaya çalışacağım.

– Mutlaka, tamam mı? En kısa sürede bunlarla kendini hatırlatma sözünü kesin verebilirim diyorsun.

Şehit Deniz: Evet Başkanım, verebilirim.

– Selamlıyoruz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.