PKK, Büyük Bir Savaştır!

0

Önder APO

PKK Büyük Bir İlimdir,

Moraldir, Ahlaktır,

Büyük Bir Savaştır!

Partimizin, 19. yılını geride bırakırken, 20. kuruluş aşamasında bütün halk ve arkadaş yapısını kutluyor, büyük çalışma, büyük başarılı bir savaşla sizi kutluyoruz.

Partinin kuruluş yıldönümleri, tarihi yıl dönümlerdir, savaş yıldönümleridir, başarı yıldönümleridir. Halk tarihlerinde, parti tarihlerinde bazı yıldönümleri vardır ki öncesi ve sonrası arasında büyük farklar oluyor. Parti’nin kuruluşundan, ilanından önce diyebiliriz ki halkımızın tarihinde; bizim için olmayan bir yaşam, bizim için olmayan bir çalışma, sonuna kadar düşman için olan, sonuna kadar düşüş olan, dünya halklarından daha geri, daha kötü bir durum söz konusuydu. Parti’nin kuruluşunu insan kavrayamazsa hiç bir şeyi tanıyamaz. Hatta kendisini bile tanıyamaz. PKK’ nin kuruluşu; Kürt olsun mu olmasın mı, Kürt yaşasın mı, yaşamasın mı, Kürde insanca bir yaşam olsun mu, olmasın mı soruların cevabıdır… Şimdi bir çok şeyi derinlikli anlamak lazım. Anlamak ve kavramak lazım. Kendini tanımayan birinin tarihte, ülkede, toplumda insan olduğunu söylemeye hakkı yoktur. İnsanlıktan bir şey isteyemez. Bunun için partinin kuruluşu tamamen; biz insan mıyız değil miyiz? Dünyada bir yerimiz var mı, yok mu? Kendimize bir yer yapma imkanı var mı, yok mu? Hatta yerden önce kendimize bir ad takabilir miyiz? Bunu gözönüne getiriyor. Çalışmasız, savaşsız insanız diyebilir miyiz?

Seni her tarafta düşüren bir düşman, sende bir şey bırakmayan bir düşman karşısında sen yine “Ben insanım, ben yiğidim” dersen, bu bir gaflettir. Bu sonuna kadar bizde de yaşanıyordu. Bizim içimizde Kürtlük adına düşman hizmetinde olanlar vardı. İnsan şaşırıyor; ihanet neden bu kadar yaşatılıyor? Önceden, siz de bu ihanete bağlıydınız. Önceleri sizin zemininiz üzerinde bunlar kendilerini büyüttüler. Sizin zemininiz üzerinde bunlar düşmana ulaştılar, düşmanı yıllarca güçlendirdiler. Burada kusurun büyüğü ihanetin değil, bizimdir. Bilinçsiz bir halk, yanlışı doğruyu birbirinden ayıramayan, her şeyi ucuz ve yüzeysel ele alan bir halk. Sonuç itibarıyla yaptığı işi düşman bile yapamıyor. Maalesef bu birincisi. İkincisi; biz kendimizi önceden akıllı sanıyorduk. Kendimizi ne kadar ucuz bir şeye bağladıysak, bir aileye, bir eve, bir kabileye o düzeyde kendimizi çok güçlü görüyorduk. Fakat ortaya çıktı ki, bu düşünce, bu yaşam düşmanı güçlendirmedir. Bizim en büyük zayıflığımız bu yönlüdür. Düşman da bundan büyük fayda görüyor. Bizim üzerimizde bu büyük zulmü, bu büyük sömürgeciliği uyguluyor. PKK’den önce ne kadar yanlış fikir, dağılmış bir ruh hali varsa boğazınıza kadar hepinize hakimdi.

İnsan kendisini dürüst itiraf etmezse iflah olmaz. Cahil birisi kendisini bilinçli sanıyorsa, o iflah olmazdır. Çaresiz birisi kendisini güçlü sanıyorsa, o iflah olmazdır. Kendisini çaresiz bırakan, kabul eden, daha da kötüdür. Sonu da daha tehlikelidir. PKK’nin çıkışıyla bir çok soruyu size sordum. Cevabı sizden isteniyor. Siz şimdi kendinize bakıp utanıyorsunuz. “Bu ne haldir?” diyorsunuz. Evet, sebep düşmandır fakat çaresizliğiniz de buna bir sebeptir. Ağlamanız da yine kötü durumunuzla bağlantılıdır. Kendisini savunamayan, düşüncesiz olan “ben kimim, neyim?” diye sormayan kendini tanımadan kimseden bir şey isteyemez. Hatta sonu da kötülüğe gider, yanlışa gider. Her zaman bir şey istese de bu, kendini kandırmadır. PKK’den önce yaşam böyleydi. PKK’yi her yönüyle derinlikli anlamak ve kavramak lazım. Tanıyamazsanız, bu yaklaşımlarınız başınıza bela olacaktır, nasıl ki bizim arkadaşlarımızın başına bela olmuşsa. Biz korumasak, eski Kürtlükleriyle, eski kişilikleriyle düşmanın hizmetine girecekler. Diğer yönüyle bu ihanet zemini altında birbirlerini öldürecekler. İçinizde bundan başka bir şey var mı? Çalışmama, sağlıksız olma, boğazımıza kadar bizde yaşanılıyor. Bunun bir kader olduğunu söylüyorsunuz. Bunların hepsi yalandır. Bunlar hep ahlaksızlıktır, bunların hepsi düşkünlüktür, bunların hepsi kendi kendisinin ihanetidir. PKK kendi ideolojisiyle, kendi düşüncesiyle bambaşkadır. Yani PKK’nin çıkışı, PKK’nin kuruluşu bir kaç kelime düzeyindedir. Bir kaç nokta üzerine düşünme, kavrama, yeni bir yaşama ulaşmadır. Nedir bu? İçinde bulunduğunuz yaşamı kabul etmiyor. Bunu ne kader görüyor, ne de kendisinin üstünde görüyor. Düşmanda görüyor, razı olunan bu yaşamı kötü görüyor. Eğer düşünce buysa, pratik kendiliğinden gelir. Yanlışlığı kabul etmeyen, bilinçsizliği kabul etmeyen büyüyebilir. Yüzyıl içinde yaşadığınız bir ulustur. Büyük bir ihanet içindesiniz, bu büyük bir ayıptır. Niçin biz insan değil miyiz? Dünya halkları nereye ulaşmış, biz hangi düzeyde kalmışız? Bunlar önemli yıllardır. Bu yılları sormayan birisini ben insan kabul edemem. Hiç kusura bakmayın, bazen kendime de  söylüyorum. Bizim nazarımızda bilinçsizlik, çaresizlik çok kötü birşeydir. Biz kendimize gerekçe de bulamayız. Biz neden bu durumdayız? Namussuzluğun gerekçesi olamaz, arsızlığın gerekçesi olamaz. Kötüysen kendini güçlendireceksin. Düşman karşısındaki çaresizliğini sebebe bağlayamazsın. Öyle yaparsan tekrardan namussuz sensin. “Neden yürüyemiyorum, neden kendi başıma bela olmuşum?” demek de büyük bir namussuzluktur. Gerçekten bunu da görmek gerekiyor. Israr edersen en büyük namussuz sensin. Bu bir insan davasıdır, insanlık davasıdır. Birisi size kendinden olumlu bahsetmişse, durumundan memnunsa bakın yani bunu size söyleyen kimdir, nedir, bizi ne durumda bırakmış? Şimdiye kadar bu durumları sormuyorsunuz. Tamam, sizin yaşınız büyüktür, saygım vardır. Fakat bu durumu bir çocuk bile kabul edemez. Bu kadar büyüyorsunuz, düşmanın önünüze koyduğu yaşamı bir kader olarak görüyorsunuz. Kadın gibi ağlıyorsunuz. En büyük ayıp budur. Bir yiğitlik varsa kendi kendinize soracaksınız; bu ne durumdur? Bunu kendinize yakıştırmayacaksınız. Ben kendimde aslında zor durumdayım. Fakat bu benim kişiliğimle ilgili bir darlık değil. Arkadaşlarımızın, bir parça da sizindir. Bunlar nasıl çocuklardır? Yaşam istiyorlar, bazı şeyler istiyorlar, istedikleri şeylere göre de çalışma yapamıyorlar. Kendilerini insan sanıyorlar, insanlık çalışması yapamıyorlar. Bir ulus, bir kimlik istiyorlar bunun için bir çalışmayı yapamıyorlar. Güzel bir yaşam istiyorlar, bu yaşam için bir şey yapmıyorlar. Bu ya ahmaklıktır, ya fesatlıktır ya da yüzeysel bir yaklaşımdır. Bununla insan kendisini büyütemez. Eğer PKK’yi anlamak istiyorsanız, parti çalışmasına değer veriyorsanız bu sorduğum sorulara kendiniz cevap vereceksiniz. Başka türlü iflah olamazsınız.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.