Öyle bir ruh öyle bir direniş ki korku salıyor cellatlara

0

HABER MERKEZİ – 14 Temmuz Direnişi, Kurdistan tarihinin en önemli direnişlerinden biri. Sadece Kurdistan tarihinin de değil, Dünya devrim tarihlerinde eşine rastlanmayan bir iradenin temsili… Amed Zindanı’nda ‘Yaşamı uğruna ölecek kadar’ sevenlerin yazdığı bir destan. Ama gerçekliği olan, tarihi, ideolojik dayanaklarını olan bir direniş.

Bitti, bitirdik diyen cellatlara inatla buradayız dediler. 12 Eylül askeri cuntasının ardından Metris, Mamak gibi birçok cezaevinde görülen işkence ve baskınının en katmerlisinin yaşandığı zulüm aygıtı. “Burası askeri bir okuldur ve amacımız sizleri Türkleştirmektir” denilerek, özel olarak Kürt muhalif güçleri “dize getirmek” için akıl almaz işkence tezgahlarının kurulduğu yer. “Türkçe konuş, çok konuş” uyarılarının asıldığı görüş kabinlerinde Kürtçe konuşmanın yasaklanması, pek çok ırkçı marşın ezberletilerek işkence aracına dönüştürülmesi de bunun somut örneklerinden birkaçı. Birçok tanığın anlatırken o günleri yeniden yaşadığı, kitaplara, belgesellere, resimlere konu olmuş cezaevi. Orada olan biteni duyup inanamayan Aziz Nesin’e “Yahu çocuklar, kendi hayal dünyamı geniş biliyordum. Ama Kürtlerinki çok daha genişmiş” dedirten, insanı dehşete düşüren işkence metotlarının uygulandığı cehennem.

Her şeyin zıvanadan çıktığı Diyarbakır Zindanı’nın kötü şöhreti sınırları aştı. 20. yüzyılın belli başlı insanlık suçları listesinde yerini aldı. Birçok siyasal analizci, 1980’lerde başlayan “son Kürt isyanı”nın, ivmesini burada yaşananlardan aldığı kanısında. Genelkurmay’ın resmi verilerine göre 54, ancak Cezaevi Müze Koordinasyonu’nun araştırmalarına göre yüzden fazla kişinin yaşamını yitirdiği cezaevinden onca işkence sonrası sağ kalmayı başarabilenler ise yaşadıkları travmayı hayatları boyunca taşımaya mahkum oldu.

Bunların hepsinden fazlasını anlatacağız şimdi Şehit Mazlum Doğan ile başlayan, Xeyrilerin, Kemallerin, Akiflerin, Ferhatları, Necmilerin, Saraların öncülüğünü yaptığı zindan direnişlerinden bahsedeceğiz. Bir ateş yakılır Diyarbakır Zindanı’nda, ölümün ortasında yaşam belirtisi olan bu ateş bir yaşam ateşine dönüşüyor ve etrafında yaşama düşman kim varsa yakıyor onları. Yaşamak adına ölüme yürüyenlerin yaktığı bu yaşam ateşi, bir ülkeyi sarar… Bu ateş inanları, özgürlük aşkıyla yaşayanlar, ülke ve insan sevgisi ile dolu olanları değil, yaşama düşman, insana düşman olanları yakar.

14 Temmuz Direnişi olarak tarihe geçen bu direniş, öyle bir korku yaratır ki cellatlarda bugün dahi zindanlardan yükselecek olan bu yaşam ateşinden korkarlar. Korkanın saldırganlaştığı bir gerçektir. Korktuğu için saldırganlaşan bu zebaniler, Kurdistan halkı şahsında tüm halkların umudu olan Önder Apo ve Özgürlük Hareketini zindanlarda yok edebileceklerini düşündüler ama unuttukları bir şey vardı kökü sağlam olan ağaç, betonları deler de uzatır dallarını gökyüzüne…

Bugün yine zindanlarda akıl almaz işkencelerin yaşandığı, insanlık adına hiçbir değere saygı duyulmadan işgal saldırılarının devam ettiği günlerden geçiyoruz. En başta İmralı Zindanında Önder Apo’nun ortaya koyduğu direniş ve irade bizlere mücadele gücü veriyor. Yıllardır tek kişilik hücrede tutulan Önder Apo’dan daha fazla kim tanır Dünya’nın her karışını. Özgürlüğün fiziki özgürlükle sınırlı olmadığının en büyük örneği değil midir Önderlik? Öyle ki tüm faşist, emperyalist saldırılara karşı tek kişilik hücre de ağır tecrit koşullarında ortaya çıkmadı mı, Dünya halklarının umudu Demokratik Konfederalizm… Bundan ötesini konuşmaya şüphesiz gerek yoktur…

Birde yakın zamandaki direnişleri ile akıllarımıza kazınan direnişçiler vardır, Şehit Serhildan, Şehit Zülküf, Şehit Garibe Gezer gibi.

Şehit Serhildan, mektubunda şöyle diyor; “Gelişen son süreç bizler açısından zorlu geçse de görülüyor ki eğer kendimize radikal çıkış cesaretini göstermezsek ve bunu artık pratiğe dökmezsek düşman alçakça saldırılarını hem önderlik hem de Kürdistan halkı üzerinde gitgide arttıracaktır. Şu anda kendimiz ve örgütümüzü savaşan halk gerçekliği bu ciddiyetiyle örgütleyemediğimizin sancısını çekiyoruz. AKP devletinin yaptığı şu anda önderliğin demokratik mücadele geliştirdiği tüm projelerine karşı bir darbedir, tek hedefi yeryüzünde bilinçli ya da bilinçsiz Kürt bırakmamak ve bunun için her türlü kirli ittifak ve oyunların içinde yer almaktır. Bunu bertaraf edecek olan bizim mücadelemiz ve önderliğin bize belirlediği yaşam felsefesidir. Yani yaşam ya onurlu olacak ya da hiç olmayacak.”

Bugün zindanlarda her türlü işkence, yok etme, irade kırma, teslim alma politikalarına karşı binlerce tutsak direniş içerisindedir. Özgür bir ülkede yaşama isteklerinden kaynaklı tutsak edilen binlercesi, 14 Temmuz Direniş ruhunun bilincinde Zindan Direniş tarihine her geçen gün yenisini eklemektediler.

Sadece bu da değil 14 Temmuz Direniş ruhu bugün, Zap, Metîna, Avaşîn’de de yaşatılmaktadır. Dağları gerillaya zindan yapma hayali ile işgal saldırılarına başlayan Türk devleti neye uğradığını şaşırmış adete, gerilla Kurdistan dağlarını işgalcilere zindan etmiştir.

Bu kararlılık, bu irade, bu direniş tarihi omuzlarımıza zafer temelli mücadele görevini yüklerken aynı zamanda zaferin dünden daha yakın olduğu gerçeğini de gözler önüne sermektedir. Zaman, 14 Temmuz Direniş ruhu ile, Kemallerin, Xeyrilerin, Akiflerin, Dörtlerin, Saraların, Ali Çiçeklerin ruhu ile işgalcilere ve emperyalistlere Dünya’yı zindan etme zamanıdır.

Axin Mahir Dicle

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.